29 Şubat 2020 Cumartesi

Hathor Sistrumu ile Süslenmiş Altın Yüzük


Fotoğraf açıklaması yok.

Hathor Sistrumu ile Süslenmiş Altın Yüzük

Kedinin Hathor sistrumu ile bağlantısı, Hathor'un kadın tanrıçası, kadın cinselliği ve annelik rolü ile ilgilidir. Hathor'un bu yönü onu, en ayırt edici özelliği cinsel enerji olan ve kedi ile ilişkisi muhtemelen hayvanın olağanüstü üretken güçlerinden dolayı olan yaratıcı tanrının kadın muadili Mısır tanrıçası Nebethetepet ile tanımladı.

Açıkça Mısır ürünü olan halka, Tell el-Ajjul'da Geç Bronz Çağı Kanaanit mezarında bulundu, bu da bok böceklerinin yanı sıra Mısır muskalarının bu dönemde Kanaanit popülasyonu tarafından Mısır geleneklerinin emülasyonunda kullanıldığını gösteriyor.

Yeni Krallık, 18. Hanedan, ca. MÖ 1500-1300

Nil timsahının tarihi. Kalpleri tüyden daha ağırsa ölümü yiyen Ammut'tan, bugün Aswan'da güçlü Tanrı Sobek ve timsahlar

Görüntünün olası içeriği: çizgiler ve ayakkabılar


Nil timsahının tarihi. Kalpleri tüyden daha ağırsa ölümü yiyen Ammut'tan, bugün Aswan'da güçlü Tanrı Sobek ve timsahlar

İnsansı Khepri Bokböceği

Fotoğraf açıklaması yok.


İnsansı Khepri Bokböceği

Mısır bokböceği böceği yaratıcısı tanrı Khepri'nin bu nadir modeli, bir insan kafası ve kolları bokböceğinin dış iskeletinden ortaya çıkıyor. Büyük olasılıkla Geç Dönemden itibaren, ca. MÖ 664-332. Şimdi Mısır Müzesi'nde.

28 Şubat 2020 Cuma

Antik Mısır’ın Orijinal ‘Ölüm Oyunu



Fotoğraf açıklaması yok.
Fotoğraf açıklaması yok.

Fotoğraf açıklaması yok.

Antik Mısır’ın Orijinal ‘Ölüm Oyunu
Antik Mısırlılar masa oyunlarını önemsiyorlardı. Tavla benzeri “senet” oyunu sadece bir eğlence aracı olarak oynanmaya başlandı, ancak yaklaşık 2.000 yıldan fazla bir süre içinde, yeraltı dünyasını temsil eden bir tahtada oynanan, öbür dünyayla derin bağlantıları olan bir oyuna dönüştü. Şimdi ise California müzesindeki oyunun bir versiyonu bu çarpıcı dönüşümün ne zaman gerçekleştiğini ortaya çıkarabilir.
Senet muhtemelen dünyanın ilk masa oyunu değildi, ama ilk ‘hit’ oyunlardan biri olmuştu. Yaklaşık 5.000 yıl önce Mısır toplumunun tüm sosyal tabakalarında popülerdi ve 2.500 yıl sonra hala Mısırlılar tarafından severek oynanıyordu..
Antik metinlerden kalma parçalardan Mısır bilimciler, senetin iki rakip oyuncu ile oynandığını düşünüyorlardı, her oyuncu 10’luk üç sıra halinde düzenlenmiş 30 kareden oluşan bir kare kağıda yerleştirilmiş beş piyona sahip olabiliyorlardı. Oyuncular, piyonlarından birini belirli bir turda hareket ettirmek için kaç kare belirlemek için modern oyun zarına eşdeğer bir zar atıyorlardı. Piyonlar, üst sıra boyunca sağa, sonra orta sıra boyunca sola ve alt sıra boyunca sağa doğru hareket ettiriliyordu. Amaç, tahtanın sağ alt köşesindeki bitiş karesine (30 numaraya) ulaşmaktı.
(Antik Dönemden 16 Farklı Zar ve Masa Oyunu)
26-29 arasındaki kareler sembollerle süslenmiş ve özel bir önem taşıyor gibi görünüyordu. Bazı modern oyun tahtalarındaki “sıranı pas geç” ya da “altılı zar yuvarla” kareleri gibi. Beş piyonunu da bitiş noktasına ilk getiren oyuncu kazanıyordu.
Senet’in bir eğlence biçiminden başka bir şey olduğuna dair hiçbir kanıt yok. Ancak yaklaşık 4.300 yıl önce, Mısır mezar sanatı, yaşayan arkadaşlarına ve akrabalarına karşı senet oynayan ölüleri tasvir etmeye başladı. O zamanki metinler; oyunun, ölülerin yaşayanlarla iletişim kurabileceği bir kanal olarak görülmeye başlandığını gösteriyor.
Sonraki bin yılda Mısır metinleri bu oyunu, ruhun Duat adlı Mısır aleminden öbür dünyaya doğru hareketini yansıtan bir şey olarak tanımlıyordu. Yaklaşık 3.300 yıl önce, oyun tahtasının kendisi de değişmişti. Örneğin, erken senet tahtalarının 28. karesinde üç basit dikey çizginin yerine, Mısırlıların ruhu simgelemek için kullandığı üç hiyeroglif kuş kullanılmıştı. Oyun bu sembolizmi, modası bitene kadar yani 800 yıl daha korudu.
(Antik Dönemlerde Zarlar Adil Değildi)
Rosicrucian Mısır Müzesi’ndeki bir senet oyun tahtası, bu yeniden tasarımın ilk aşamalarını gösteriyor olabilir. Tahtada ruhu simgeleyen hiyerogliflerden yok, ancak daha önceki tahtalarda basit bir X bulunan kare 27’de, suyu temsil eden bir hiyeroglif var. Arkeologlar bunun, Mısırlıların ruhun Duat’a yaptığı yolculukta karşılaştığı bir tür göl veya nehri gösterdiğine inandıklarını düşünüyor.
The Journal of Egyptian Archeology’de yayınlanan yeni bir makalede, Maastricht Üniversitesi’nden bir arkeolog olan Walter Crist, “Öbür dünyadaki yolculuğun bu yönü, görsel olarak tahtada ilk kez görülebildi” diyor.
Tutankamon’un mezarından Senet oyun tahtası, MÖ 14. yüzyılda. Abanoz ile kaplanmış ve fildişi kakmalı ahşaptan yapılmış. C: Getty
Rosicrucian oyun tahtasının yaşı ve arkeolojik bağlamı belirsiz; eser 19. yüzyılda antikalar pazarından satın alınmış olabilir. Ancak alışılmadık bir ters düzene sahip, altta genellikle “bitiş” karesinin olduğu “başlangıç” karesi var. Crist, bu tarzın 4.000 ila 3.700 yıl önce Mısır’ın Orta Krallık dönemine özgü olduğunu söylüyor. Bu olağandışı düzen ve 26-29. Kareler üzerindeki ne tamamen dünyevi ne de tamamen dini olan semboller göz önüne alındığında Crist, Rosicrucian oyun tahtasının yaklaşık 3.500 yaşında olduğuna inanıyor.
Antik Mısır metinlerine göre, senet tahtaları en az 400 yıl daha önce dini esintiler almaya başlamış olabilir. California Üniversitesi’nden bir arkeolog olan Jelmer Eerkens, dünyeviden dini tahtalara yavaş geçişin, uzun yıllar süren durağanlık ve ani değişim izleri sergileyen oyunların evrimi hakkında bildiklerimize uyduğunu söylüyor. “Bu, diğer teknolojiler için beklediğimiz şeylerden farklı” diyor Eerkens. Örneğin, pişirme kabı tasarımları daha kademeli ve istikrarlı bir şekilde gelişmişti.
Eerkens’in araştırması, Rosicrucian oyun tahtasının nadir bulunan bir bulgu olduğunu ileri sürüyor, çünkü bu geç dönemdeki hızlı değişimin tarihini gösteriyor. Belki de bu tahta, senet oyun tahtası tasarımlarının ilk ölüm oyunu rolüne ihanet ettiği o ani zamanı bize gösterebilir.
KeşfedildiYazar: Melis Kayhan
Tutankamon’un mezarından Senet oyun tahtası, MÖ 14. yüzyılda. Abanoz ile kaplanmış ve fildişi kakmalı ahşaptan yapılmış. C: Getty

27 Şubat 2020 Perşembe

Mısıra giden Türkler yerleşmek için Nilin boş buldukları deltasını seçtiler. İlk mısır medeniyetini kuranların Asya'dan geldikleri, Mısırın kadim tarihi ile uğraşan alimlerin çoğu tarafından kabul edilmiş bir keyfiyettir.

























MISIR
Mısıra giden Türkler yerleşmek için Nilin boş buldukları deltasını seçtiler. İlk mısır medeniyetini kuranların Asya'dan geldikleri, Mısırın kadim tarihi ile uğraşan alimlerin çoğu tarafından kabul edilmiş bir keyfiyettir. Nil vadisinde Yontma taş Devrinden birden bire Maden Devrine intikal edilmiş olması, iki devrin . arasında bulunması lazım gelen mütevassıt san'atlerin Mısırda görülmeyişi, Suriyedeki bazı mağaralarda bulunmuş en eski eserler ve nihayet antropoloji tetkiklerinin ortaya koyduğu neticeler buna delildir. Alimlerin bu hakikat içinde, açıkça söylemiyerek eksik bıraktıkları nokta, Ortaasyadan, Altaylardan gelmiş olanların Türk camiası mensuplarından başkası olamıyacağıdır. Bu eksik noktayı tamamlamak vazifesi, şüphesiz,herkesten evel Türklere düşer.
Alıntı: 1931 yılında İstanbul Devlet Matbaası'nda okulllarda tarih derslerinde okutulmak için basılmış Tarih Kitabı'ndan

Alıntı









26 Şubat 2020 Çarşamba

İskit adının karşılığı İbranice Succothdur . Succoth Kuzey Doğu delta bölgesinde bulunan bir şehir ismidir. Succoth bir tip “kabin” veya “çadır” anlamınada gelir.

Görüntünün olası içeriği: oturan insanlar ve açık hava

İskit adının karşılığı İbranice Succothdur . Succoth Kuzey Doğu delta bölgesinde bulunan bir şehir ismidir. Succoth bir tip “kabin” veya “çadır” anlamınada gelir.
İskit efsanelerinde İskit atalarının Mısıra yapılan seferleri anlatılır.
Buda Sözde Mısır uygarlığındaki Türk Piramitlerinden Türk sembol ve inançlarına kadar görülen Türk -Uz''Oğuz'' izleri hakkında bizlere güzel bir ip ucu veriyor.
Görsel-Bir Mısır Sccohtu..

25 Şubat 2020 Salı

NUBIAN ÇÖLÜ PİRAMİTLERİ


Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava ve doğa
Fotoğraf açıklaması yok.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava ve doğa

Görüntünün olası içeriği: açık hava ve doğa

NUBIAN ÇÖLÜ PİRAMİTLERİ

Bilim insanları, Sudan'da Mısır piramitlerinden bin yıl önce inşaa edilmiş çok fazla sayıda küçük piramitlerin varlığını keşfettiler. Çölde, toplamda 220'den fazla piramit olduğu keşfedildi.
Nil kıyılarında bulunan Sudan piramitlerinin çoğu, ulaşım ve erişim için uygun yol olmadığı için yeterince araştırılamamıştır. 17 piramitten oluşan geniş nekropol, Napa kentinin çevresinde bulunmaktadır. Şehre ulaşım bugün bile çok zor yapılabilmektedir.
Yakın tarihlerde birçok arkeolog, Nubian Çölü topraklarında bulunan bu piramitlerle ilgilenmeye başlamıştı.
İtalyan Juiseppe Ferlini, Nubian piramitleri inceleyen ilk araştırmacılardan biriydi. 40 tan fazla piramitleri araştırıp incelemişti. Bunların içinde en önemlisi olan Kraliçe Amanishacheto'nun mezarındaki değerli hazineleri keşfedip ve bulduğu bu değerli antikaları satmaya çalışmasına rağmen başarılı olamadı. Altın yüzük, kolye ve tılsımdan oluşan hazineleri satmaya çalışırken, potansiyel alıcılar orijinlerinin gerçek olmadığını düşündükleri için satış gerçekleşemedi.
Bugün, halen araştırılmaya devam edilen ve kraliyet hazinelerinin bulunması gereken piramitlerin hemen hemen hepsi tamamen boş bulunmaktadır.